20 Mar, 2009 Yazar: serdar

Dün tamamlanan maçlardan sonra UEFA’da son 8e kalanlar için de kuralar çekildi. Eşleşmeler şu şekilde;
Hamburg – Manchester City
Psg – Dinamo Kiev
Shakhtar Donetsk - Marseille
Werder Bremen – Udinese
Yarı final eşleşmeleri ise;
Werder Bremen-Udinese / Hamburg-Manchester city
Psg-Dinamo Kiev / Shakhtar Donetsk-Marseille
***
Gelelim eşleşmeler için olası tahminlere;
Hamburg – Manchester City:
Destansı bir şekilde Ali Samiyen’den çeyrek final vizesi alan Almanlar ile Aalborg kaşısında penaltılar sonucu çeyrek finale adını yazdıran ingilizler. City’nin bu turu geçecek taraf olacağını düşünüyorum.
Psg – Dinamo Kiev:
Oratada geçecek bir mücadele bu. Doğu avrupa takımlarının işleri belli olmuyor. PSG’ye de ters gelebilir, turu alabilirler.
Shakhtar Donetsk - Marseille:
Ukrayna – Fransa eşleşmesinde ikinci perde. Psg – Kiev eşlemesinden sonra Donetsk – Marseille eşleşmesi. Marseille PSG’den daha iyi bir takım fakat Shakhtar da CSKA’yı eleyerek rüştünü ıspatlamış durumda. Bu turun da ortada geçeceğini düşünüyorum. Bir tahmin yapmam gerekirse; Marseille diyorum.
Werder Bremen – Udinese:
İtalyanların Avrupa kupalarında kalan son temsilcisi Udinese için çok zor bir kura. İtalyan takımları için bu sene UEFA çeyrek finali son durak olarak tamamlanabilir. Werder Bremen’in turu geçen taraf olacağını düşünüyorum.
***
Eşleşmelerden sonra ortaya çıkan entereasan bir duruma var; Ukrayna – Fransa çekişmesinden bir finalist çıkacak. Finalin için diğer ismin de City’i eleyecek Bremen’in olacağını düşünüyorum. Kupa 2′de de heyecan üst seviyede.
20 Mar, 2009 Yazar: serdar

Şampiyonlar liginde son 8e kalan takımları karşılaştıracak kuralar çekildi. Eşleşmeler şu şekilde;
Villarreal-Arsenal
Manchester United-Porto
Liverpool-Chelsea
Barcelona-Bayern Münih
Yarı Final ise; Villarreal-Arsenal / Manchester United-Porto , Liverpool-Chelsea / Barcelona-Bayern Münih
***
Villarreal – Arsenal:
Roma’yı penaltılarla eleyen Arsenal için kolay kura gibi görünüyor bu eşleşme. Fakat Villarreal için de kalan takımların arasında Porto’dan sonra gelebilecek en iyi rakibin Arsenal olduğu da bir gerçek. Favori Arsenal fakat Wenger’in öğrencileri için yarı final yolu zannedilen kadar kolay olmayacak görüşündeyim. Kalbim Villarreal’den yana.
Manchester United-Porto:
Şu an için Şampiyonlar Ligi’nin Barcelona ile birlikte en iyi takımı olarak gösterilen Man. Utd için gelebilecek en kolay eşleşmeydi Porto. Manchester United’ın pek zorlanmadan yarı finale kalacağını söylemek için deli olmaya gerek yok .
Liverpool-Chelsea:
bu 4 eşleşme içinde izlenmek için beni en çok heyecanlandıran eşleşme bu oldu. Son 8e 4 takımla kalmayı başaran ingilizlerin en azından ikisinin birbirlerine düşmeleri sürpriz değil. Bu eşleşmeyle yarı finalde 4 ingiliz izleme ihtimali de ortadan kalkmış oldu. Kırmızılar ve Maviler bir türlü birbirlerinden kurtulamıyorlar şampiyonlar liginde. Liverpool’un şampiyonlar liginde nasıl oynadığını hepimiz biliyoruz, bazı anketlerde bu yılın Ş.L favorisi olarak gösterenleri bile gördüm kırmızıları. Hiddink yönetimindeki tüm maçlarını kazanan Mavilerin ise söz konusu Şampiyonlar Ligi ve rakip özellikle Liverpool olduğunda çok başarılı olduklarını söylemek zor. Liverpool yine turu geçen taraf olur diye bir tahmin yapayım ama çok çetin iki maç olacağına şüphe yok.
Barcelona-Bayern Münih:
Bir önceki turda rakiplerine 5 gol atan Barcelona ile 7 gol atan Bayern Münih. Şampiyonlar liginin en çok gol atan takımları birbirlerine düştüler. Bir önceki tur kadar gol atamayacakları ortada fakat Barcelona Bayern’e acımaz diyorum ben. Bu da seyir keyfi açısından çok güzel bir eşleşme oldu.
***
Özet olarak, çok büyük ihtimalle son 4e 3 ingiliz ve Barca gidecek. Ortaya çıkan şu tablodan sonra bir de olası yarı final ve final eşleşmeleri için tahminlerimi yazayım.
Arsenal – Manchester United , Barcelona – Liverpool. Şu tabloya göre beklenen ve istenen Barcelona vs Manchester United finali hiç uzak durmuyor. Manchester – Barcelona finalinde ise kazanan futbol ve seyircileri olarak bizler olacağız sanırım.
20 Mar, 2009 Yazar: serdar

TBL’de Gözler Fenerbahçe Ülker – Willie Solomon flörtüne çevrilmişken bir bomba da Türk Telekom’dan geliyor. Eski yıldız oyuncusu Khalid El Amin ile her konuda anlaştığı söylenen Telekom’un bu transferi büyük oranda bitirdiği konuşuluyor. Bu hafta oynanacak FB Ülker – Türk Telekom maçında iki yıldızı karşılıklı sahada görürsek kimse şaşırmasın.
umuyorum bu haberler gerçeklik kazanır ve TBL seyircisi bu iki süperstarı tekrardan izleme imkanı bulabilir.
20 Mar, 2009 Yazar: serdar

Zırt pırt döndüğü iddia edilen 2000 ruhunu duyuyorduk yine günlerdir. Ruhu muhu geçtik, Kadıköy’deki UEFA finali hayali kendinden geçirmiş sanırım Galatasaraylı futbolcuları. Deplasmanda kazanılan 1-1′lik avantaj, 2. maçta kendi evinde 2-0 öne geçip “turu garantiledik” halet-i ruhiyesi ve ardından bir anda tepetaklak olup ard arda 3 gol yemek ve 2-3 kaybetmek ve hem Uefa’ya hem de Saraçoğlu’ndaki final hayalini adeta kabusa çevirmek. İnanılır gibi deği gerçekten. Alman basınını merak ediyorum, yarın bayram yapacaklar. Bakalım ne yazıp çizecekler. Galatasaraylılar için gerçekten çok acı bir maç ve son oldu bu. Oysaki Kadıköy’deki final için hazırlıklar şimdiden başlamıştı. Elbette ki çok üzülmedim bu sonuca ben, ama sevinmedim de. Fakat şunu belirtmekte fayda var, Galatasaray Kadıköyde oynasa oynasa Fenerbahçe’yle oynar.
Bir Paragraf da Arda için açmak istiyorum. Bu adam gerçekten takımı için yüreğini ortaya koyan, kendi küçük ama yüreği büyük bir futbolcu. Maç sonrasında verdiği röportajda gözleri ağlamaktan şişmiş gibiydi, ve her halinden çok çok üzgün olduğu belli oluyordu. Ben uzun zamandır takımı için bu kadar kalpten üzülen bir futbolcuya rastlamadım Türkiye’de. Helal olsun sana Arda.
18 Mar, 2009 Yazar: serdar

Müslüman kullanıcılara yönelik müslüman google’dan sonra bir başka kitleye özel arama motoru da goofenerbahçe. Logo tasarımı hoşuma gitti, sağ tarafta geçen yıl elde edilen Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali’ne atıfta bulunan bir ibare logosu konmuş. Sayfanın alt kısmında da sitenin resmi siteyle ilgisi olmadığı ifade edilmiş. Ayrıca belirtmekte fayda var ki, site tamamen Google altyapısını kullanıyor. Yani normal Google’da arama sonuçları neyse, burda da aynı.
buyrun burdan ulabilirsiniz; http://www.goofenerbahce.com/
17 Mar, 2009 Yazar: serdar

Galatasaray’ın yeni stad inşaatında sular bir türlü durulmuyor. Yaklaşık bir aydır duran inşaatın işçileri uzun süredir para alamadıklarını söylüyorlar. Meira transferini bekliyorlardı klübe nakit para gelmesi için fakat transferin gerçekleşmesine rağmen hala paralarını alamayan işçilerin yeni taktikleri çok kurnazca. Eğer paraları ödenmemeye devam ederse stada Fenerbahçe bayrağı asacaklarını belirten işçiler, stad inşaatındaki Galatasaray bayrağını da indirerek yakmışlar. Bu tehdite GS yönetiminin ne gibi bir tepki vereceğini bilemiyorum fakat işe yarayacak gibi duruyor. Eğer öyle olursa da Fenerbahçe’ye hem işçiler hem de Galatasaraylılar teşekkür etmeli. Hem işçilerin paralarını almalarının hem de Galatasarayın stad inşaatının devam etmesinin müsebbibi olacak sanırım Fenerbahçe. Gülmemek elde değil.
17 Mar, 2009 Yazar: serdar

Son günlerin önemli gündemlerinden birisi Fenerbahçe’nin iç transferde sözleşmesi biten oyuncuların takımdaki gelecekleri. Volkan, Lugano ve Selçuk’un sözleşmeleri bitiyor. Daha önce Deivid ve Alex ile sözleşme yenilenmişti.
Bu Selçuk Şahin denilen vatandaş hala sözleşme yenilemedi Fenerbahçe’yle, üstelik verdiği beyanatlarla da bir “yıldız futbolcu” havası estirdi. Yok efendim iyi bir sözleşme imzalamak istiyomuş da yok efendim yaşı artık geçiomuş Avrupa’ya gidemezmiş de, falan filan. Ulan Selçuk Şahin!Bu takımdaki kaçıncı yılın ? Bu takıma şimdiye kadar ne verdin? Ne yaptın ki sözleşme yenilemek için aldığından fazla para istiyosun. Bugüne kadar aldığın paranın ne kadarını hak ettin Selçuk ? Anlamak mümkün değil gerçekten, hadi yönetimden umudu kestim de, inşallah bu Selçuk denen kazma kendisine önerilen parayı beğenmez de biz de kurtuluruz bu azaptan.
Git selçuk git.. Git bu takımdan. Giderken yanında sevgili arkadaşların Burak Yılmaz, Colin Kazım, Ali Bilgin, Yasin Çakmak, Josico ve Maldonadoyu da götür.
14 Mar, 2009 Yazar: serdar

Bu ay Bilim ve Teknik dergisinde yaşanan olaylardan sonra Darwin kapağına müdahele edenler ve sansürleyenler gelecek ay için kapağı hazırlamışlar. Büyük Türk Bilim Adamı Harun Hahya, namı diğer Adnan hoca! Üstelik Evrim Teorisi’nin çöküşünü anlatan bir CD de hediye edilecekmiş.
of, şakası bile kötü!!
13 Mar, 2009 Yazar: serdar

Son 4 sezondur her yıl bekliyoruz acaba bu yıl Phoenix Suns ne yapacak diye. Bu dönemlerde normal sezonda estirirken, Play-off’ların herhangi bir yerinde San Antonio Spurs’a denk gelip eleniyordu Phoenix Suns, inanılmaz güzel ve göze hoş gelen hücum varyasyonlarına sahipken, pota altında ve savunmada bir türlü beklenen ve istenen seviyeye gelememişti. Spurs’un Tim Duncan gibi pota altı ve boyalı alan canavarına karşı direnemiyorduk maalesef, her sene San Antonio Spurs’e elenip, “seneye” taşıyorduk umutlarımızı.. Bi tarafta ligin en iyi hücum takımı Suns, diğer tarafta ligin en sıkı savunma takımı Spurs. Bu serilerin zaman içersinde bana öğrettiği şey ise malesef şu olmuştur; Nba’de savunması iyi olan taraf kazanır. Hücumunuz ne kadar iyi olursa olsun savunmada gerekli sertliği gösteremediğiniz zaman attığınız 120 küsür sayıya rağmen yenilebilirsiniz. Suns’ı da yakan bu savunma eksiklikleri oldu. Nash ve Amare’nin arkasında Kurt Thomas ayısı değildi daha verimli, daha agresif ve boyalı alanı daha iyi kullanan bir pivot olsaydı en azından konferans şampiyonu olması işten bile değildi Suns’ın. Fakat şu 4 sezonluk periyot içinde her sene daha iyiye gitmesini beklediğimiz takım malesef off-season döneminde olumlu hiçbir gelişme kaydedemeyerek yine aynı tür sorunlarla sezona başlıyordu.Sezon içindeki koç değişikliği, transferler vs.. Hiçbiri çare olmadı Suns’ın problemlerine. Bu sezon başında artık olası bir şampiyonluk umudumu zaten yitirmiştim Doğu’daki şampiyonluk adayı takımların sayısının artmasından sonra fakat en azından eskiden olduğu gibi göze hoşgelen bir basketbol oynamaya devam etmesini, ligin izlenmesi en keyifli takımı olmasını bekliyordum, fakat şu anda Suns çok büyük ihtimalle play-offların dışında kalacak. Zaten play-off’a kalabilse bile Amare’nin sakatlığı o zamana dahi yetişmeyecek. Batıdaki takımları ve form durumlarını düşününce en fazla bir tur şans tanıyorum Suns’a ama play-off’ların dışında kalmak da ne demek. Gerçekten inanamıyorum.. Ve umuyorum ki artık bu sezon kalan maçların formaliteye dönüştüğünün farkında olup seneye kurulacak takım için şimdiden çalışmaya başlamışlardır. İçim acıyor içim. Fenerbahçe Tsl’de kayıp, FB Ülker Euroleage’de rezil oldu, Phoenix Suns’ın hali ortada, Roma Şampiyonlar Ligi’nden elendi, Milan Uefa’dan elendi. Tuttuğumuz takımlar için kara bir sezon oldu bu 08-09.
Önümüzdeki yıllara bakacağız artık.
13 Mar, 2009 Yazar: serdar

“Liverpooldan nefret eden bir everton taraftarı olarak büyüdüm ve bu hafta onları yenerek şampiyonluk umutlarına son vermek istiyoruz“.
Yarın oynanacak Man Utd – Liverpool maçı öncesi Rooney’in sözleri.
7 Mar, 2009 Yazar: serdar

Büyük futbolcu mu değil mi? Takıma yararlı mı yoksa el freni mi? Hagiden iyi mi değil mi? tartışmaları süredursun, bu hafta Kayserispor maçıyla birlikte kariyerindeki 800. maça çıkacak kaptan. Şu güne kadar oynadığı 799 maça 307 gol sığdırmış.
Nice 800lere, nice 307lere büyük kaptan.
7 Mar, 2009 Yazar: serdar

Nerden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum.
Son günlerde heryerde ama herrryerde karşıma çıkan bir dans(!) var.
Tüylerim diken diken oluyor, yemin ederim adını dahi duyunca tüylerim diken diken oluyor şu dansın. Bir Kolbastı fırtınasıdır gidiyor. Ekşi sözlükte baktım kolbastı hakkındaki yazılara, 219 entrynin 203 tanesi 2009da yazılmış. İnanılmaz bir patlama yaşanıyor. Sanırım en büyük patlamasını da Bedük’ün Klibinden sonra yaşadık. Sonrasında malum Trabzonspor ve Yattara’nın maçlardan sonraki kolbastı şovları..Heryerde kolbastı var dostlar. Bu kadar popüler hale gelince Karadeniz şehirleri arasında da bu dansı sahiplenme kavgası çıkmış. Rizeliler, Trabzonlular, Giresunlular, hepsi kolbastının kendi şehirlerine ait olduğunu iddia ediyor. Estetikten uzak olduğu aşikar fakat tuhaf bir yanı olduğu da gerçek. Uyuz olmama rağmen izlemekten kendimi alıkoyamıyorum. Nasıl bir kareografisi olduğunu henüz anlayamadım onca kolbastı videosu izlememe rağmen fakat şöyle bir ayrıntı dikkatimi çekti, vücudun belden aşağısı üst taraftan tamamen bağımsız şekilde adeta çılgın atıyor. Uzuvları üzerindeki kontrolünü kaybeden kafayı sıyırmış bir insan görüntüsü çıkıyor karşımıza. Ne üdüğü belirsiz hareketlerle vücudun heryeri amaçsızca ve birbirinden bağımsız olarak hareket ediyor.
Çok değişik, çok tuhaf bir oyun kolbastı ama sözüm var, yakın dostlarımın düğününde kolbastı oynayacağım.
26 Şub, 2009 Yazar: serdar

Dün gece Cevahir sahnesinde Devlet Tiyatrosunun perdelediği Sokrates’in Son Gecesi isimli oyunu seyrettik.
Başrollerini Mehmet Ali Kaptanlar, Mustafa Uğurlu ve Melek Baykal‘ın paylaştığı oyun, Sokratesin son gecesinde, zindanda kendisine baldıran zehri içirip öldürmek üzere bekleyen gardiyan ile arasındaki düşündürücü diyaloglar ve psikolojik savaşı konu ediniyor. Demokrasi, Adalet, Güç, İktidar, Devlet, Tanrı, Savaş ve İnsan gibi kavramları derinlemesine ele alan oyun, özellikle ışık, kostümler ve oyunculukların üstün performansı ile gözdolduruyor. Sahnedeki parmaklıkların sürekli yer değiştirmesi ve bunu da oyuncuların yapması izleyicileri biraz yorsa da, genel olarak beğendiğim bir oyundu Sokrates’in Son Gecesi.
Sokrates’in karısının oyunun sonuna doğru yaptığı tirad ise oyunun en can alıcı bölümüydü fakat burada oyunun yazarına belirtmek istediğim bişey var; sevgili Stefan Tsanev, dünya üzerinde kendi türünü öldüren tek canlı insan değildir. Birazcık Animal planet, National Geographic izleseydin bunla ilgili bir sürü belgesel görürdün.. Hadi canım benim kendine iyi bak, bir daha da böyle hatalar yapma.
20 Şub, 2009 Yazar: serdar

Geçen Hafta Kıbrıstaydım. Show tv’nin muhteşem ötesi süpersonik programı yemekteyiz’de kıbrıslı insanlar varmış o hafta. İnanın koskoca adada tek gündem buydu. Bakkalda, sokakta, okulda, işte,evde, kütüphanede,otobüste, yerel TVlerde, gazetelerde, heryerde kadını erkeği, yaşlısı genci herkesin dilindeydi yemekteyiz’in kıbrıslı yarışmacıları ve onların yaptığı yemekler ve muhabbetler. Aman efendim neymiş ? Her zaman böyle bi fırsat ele geçmezmiş de Kıbrıs’ı ve Kıbrıs muftağını tanıtma fırsatını çok kötü kullanmış yarışmacılar da, Show tv çok hatalı davranmış da, yarışmacıları çok iyi seçmeliymişler de, Kıbrıs milli yemeği mulihiya/molihiya’yı çok kötü yapmışlar da aslında o öyle yapılmazmış da bir sürü dırdır.. Gerçekten hayret verici inanın, cidden hayret verici. Bu şekilde bütün bir ada halkının diline bu kadar pelesenk olan başka bir olay görmemiştim daha önce, o adada yıllarını geçiren biri olarak, ki şu sıralar siyasi olarak sürekli sıcak bir gündeme sahipken.
Ayrıca hakkı ile tanıtılamadığı iddia edilen kıbrıs mutfağını da yakından bilen biri olarak demek istiyorum ki; ulan istediğiniz kadar güzel tanıtın, ben sizin mutfağınızı çok iyi biliyorum be. Olmamış diyor 1 puan veriyorum Kıbrıs..
19 Şub, 2009 Yazar: serdar

Hepimiz onun torunuyuz. güle güle Gazanfer dede.