Çeşitli
Sapsarı Düşünceler, Hayaller..
by serdar on May.21, 2009, under Fotoğraf, Çeşitli

Minicik Minicik Ağaçlar; Bonsai
by serdar on Mar.20, 2009, under Çeşitli


Son yıllarda Türkiye’de de yavaş yavaş yayılan bir hobi var; Bonsai. Japon ağaç yetiştirme sanatı olarak da geçer.Yüzlerce türü var. Gölgesine uzanıp uyumak istediğiniz dev gibi ağaçların şekil olarak aynısı fakat boyut olarak küçücük saksıda yaşayanı. Çok narin, çok kibar, ilgi ve bakım isteyen çok sevimli bir bitki. Sağlıklı bir bonsai’ye sahip olmak için sulama teknikleri, gübre kullanımı, saksı ve toprak seçimi, yaşam alanı, telleme + budama methodları ve dönemleri, ağacın türü, hangi mevsimde nasıl muamele gösterilmesi gerektiği ve yaşam koşulları hakkında geniş ve detaylı bilgi sahibi oldukça önemli. Her tür bonsainin ihtiyaçları ve yaşam koşulları farklıdır, ağacınızın türünü iyi öğrenmelisiniz, (bu konuda avrasya bonsai forumundan yardım ve bilgi alabilirsiniz; http://www.avrasyabonsai.com/forum).Genelde senede bir defa ağır budama ve durumuna göre kök budaması ve eğer yine gerekiyorsa telleme yapılır. Saksı değişimi ve gübreleme de çok önemlidir. Budama için ağacın türüne göre şekil belirlemelisiniz, ağır budama dediğimiz yöntem senede bir defa yapılır fakat dal dizimi için küçük budamalar da fayda sağlar. Kök budaması bonsainin gelişimini kontrol etmek ve kök sistemini yenilemek için yapılır. Bir bonsainin bakımı için en önemli faktör sulamadır, gereğinden fazla su vermek kök çürümelerine sebep verip ağacınızın ölümüne sebep olur. Suyu birden boca etmek de toprakta çöküntülere neden olacağı için dikkat edilmelidir. Ağacınızın su ihtiyacını toprağa soktuğunuz bir kürdan yardımıyla anlayabilir, ona göre sulama yapabilirsiniz.Toprağın 4-5 milimetre kuruması bitkinin suya ihtiyacı olduğunu gösterir. Bir diğer önemli husus da toprak karışımıdır. Toprak karışımı türlere göre değişim gösterse de en ideal karışımını %30 kum, % 30 ponza, % 40 da bahçe toprağı ile elde etmek mümkün.

Böyle sıralayınca zor gibi gelmesin, internet üzerinde bu konuda binlerce kaynak bulmak mümkün. Benim şu anda 1 tane ficus bonsaim var. Bir tane ile kalmıyor bunlar, biraz öğrenince her türden bonsaiye sahip olmak istiyor insan.. Hergün gözünün içine bakıyorum adeta, bir süre önce yaprak dökse de, şimdi yepyeni yapraklar ve dallar veriyor, mevsimi gelince çiçek de açacak.
Bir bonsai sahibi olmak gerçekten çok güzel bişey.


Tüyler Ürperten Dans; Kolbastı
by serdar on Mar.07, 2009, under Çeşitli, İnsan

Nerden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum.
Son günlerde heryerde ama herrryerde karşıma çıkan bir dans(!) var.
Tüylerim diken diken oluyor, yemin ederim adını dahi duyunca tüylerim diken diken oluyor şu dansın. Bir Kolbastı fırtınasıdır gidiyor. Ekşi sözlükte baktım kolbastı hakkındaki yazılara, 219 entrynin 203 tanesi 2009da yazılmış. İnanılmaz bir patlama yaşanıyor. Sanırım en büyük patlamasını da Bedük’ün Klibinden sonra yaşadık. Sonrasında malum Trabzonspor ve Yattara’nın maçlardan sonraki kolbastı şovları..Heryerde kolbastı var dostlar. Bu kadar popüler hale gelince Karadeniz şehirleri arasında da bu dansı sahiplenme kavgası çıkmış. Rizeliler, Trabzonlular, Giresunlular, hepsi kolbastının kendi şehirlerine ait olduğunu iddia ediyor. Estetikten uzak olduğu aşikar fakat tuhaf bir yanı olduğu da gerçek. Uyuz olmama rağmen izlemekten kendimi alıkoyamıyorum. Nasıl bir kareografisi olduğunu henüz anlayamadım onca kolbastı videosu izlememe rağmen fakat şöyle bir ayrıntı dikkatimi çekti, vücudun belden aşağısı üst taraftan tamamen bağımsız şekilde adeta çılgın atıyor. Uzuvları üzerindeki kontrolünü kaybeden kafayı sıyırmış bir insan görüntüsü çıkıyor karşımıza. Ne üdüğü belirsiz hareketlerle vücudun heryeri amaçsızca ve birbirinden bağımsız olarak hareket ediyor.
Çok değişik, çok tuhaf bir oyun kolbastı ama sözüm var, yakın dostlarımın düğününde kolbastı oynayacağım.
Sokrates’in Son Gecesi
by serdar on Şub.26, 2009, under Çeşitli

Dün gece Cevahir sahnesinde Devlet Tiyatrosunun perdelediği Sokrates’in Son Gecesi isimli oyunu seyrettik.
Başrollerini Mehmet Ali Kaptanlar, Mustafa Uğurlu ve Melek Baykal‘ın paylaştığı oyun, Sokratesin son gecesinde, zindanda kendisine baldıran zehri içirip öldürmek üzere bekleyen gardiyan ile arasındaki düşündürücü diyaloglar ve psikolojik savaşı konu ediniyor. Demokrasi, Adalet, Güç, İktidar, Devlet, Tanrı, Savaş ve İnsan gibi kavramları derinlemesine ele alan oyun, özellikle ışık, kostümler ve oyunculukların üstün performansı ile gözdolduruyor. Sahnedeki parmaklıkların sürekli yer değiştirmesi ve bunu da oyuncuların yapması izleyicileri biraz yorsa da, genel olarak beğendiğim bir oyundu Sokrates’in Son Gecesi.
Sokrates’in karısının oyunun sonuna doğru yaptığı tirad ise oyunun en can alıcı bölümüydü fakat burada oyunun yazarına belirtmek istediğim bişey var; sevgili Stefan Tsanev, dünya üzerinde kendi türünü öldüren tek canlı insan değildir. Birazcık Animal planet, National Geographic izleseydin bunla ilgili bir sürü belgesel görürdün.. Hadi canım benim kendine iyi bak, bir daha da böyle hatalar yapma.
Din ve Spor işlerinin Birbirine Karıştırılmaması
by serdar on Oca.07, 2009, under Çeşitli

Bugün Ankara’da oynanması gereken Türk Telekom ve Bnei Hasharon arasında oynanacak ULEB Eurocup maçı bir grup spor ile, basketbol ile alakası olmayan çember sakallı ve türbanlı insan topluluğu yüzünden iptal edildi. Neymiş efendim, Hasharon takımı israil takımıymış, neymiş efendim israili protesto ediolarmış. Daha önce spor ile, basketbol ile uzaktan yakından alakası olmayan sakalı uzun aklı kısa yaşam formlarının yaptıkları sadece protesto ile de kalmadı tabi. Sahaya girmeye çalışan cengaver mi ararsın, ayakkabısını oyunculara fırlatmaya çalışan bilinçli protestan müslüman mı ararsın. Hepsinden vardı maşallah.

fakat bu bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, her fırsatta bayrak yakan, akılları suratlarında biriktirdikleri kıldan daha kısa olan güruha hatırlatmadan geçmeyeyim; israil basketbol takımlarında israilli oyuncu ya hiç olmaz, yada 1-2 tane anca olur. yani sizin, yaradanın adını nefretle telaffuz ederek hatta böğürerek saldırmaya çalıştığınız insanların israil milliyeti, ülkesi,ordusu ve icraatları ile hiçbir bağları ve sorumlulukları bulunmamaktadır. bu kişiler tamamen başka milliyetlerden sporculardır.

türk telekom türk basketbolunu avrupada temsil eden bir takımdır. önemli de bir takımdır. eğer ULEB t.telekoma ağır bir ceza verirse bunun bedelini kim ödeyecek? o oyuncuların emeklerine böyle bir darbe vurmaya kimin ne hakkı var ? meydanlarda yaktığınız bayraklar, attığınız sloganlar yetmedi mi salonlara saldırdınız? sizin gibi oksijen israflarından biz ne zaman kurtulacağız ?

bir spor salonunda, üstelik herhangi bir parti kongresi veya buna benzer başka bir organizasyon değil, spor müsabakasına sahne olacak bir salonda “tekbiiiirrr, alllaaahuekber” diye kendini paralayan çok muhterem güruha müjdeler olsun. aldığım bir son dakika haberine göre israil bu yerinde protestodan sonra ateşkes ilan etmiş. hadi kutlayalım..
tekbiirrrr..
Lucid Dreaming Hadisesi
by serdar on Oca.03, 2009, under Çeşitli
son zamanlarda bi çok kişinin diline doladığı bir rüya çeşidi bu lucid dreaming.. işin aslı şu; rüya esnasında bilincin rüyada olduğunun farkına varması ve rüyayı tamamen kişinin hayal dünyasının sonsuzluğu ve sınırsızlığının kontrolüne bırakmasıdır. yani içinde bulunduğunuz sanal dünyanın tanrısı olmanız durumu. kulağa çok çılgınca geliyor evet. ama yaşaması çok daha da çılgınca emin olun. o dünyada yaşayacağınız, yapacağınız, göreceğiniz, hissedeceğiniz herşey tamamen hayal dünyanıza kalmıştır. uçmak, çok hızlı şekilde koşmak, istediğiniz mage büyülerini yapmak gibi sonunu getiremeyeceğiniz örneklerle ifade edebiliriz bunları.

lucid dream görebilmek için zihninizi rüyalara daha çok odaklayacak şeyler yapmakta fayda var. mesela yatağın başına konan bir kitabı rüyada görmeyi düşünerek uykuya dalmak, gördüğünüz rüyaları bi deftere not etmek, günlük yaşantınızda rüya görüp görmediğinizi sorgulamak gibi. bunlar zihninize ruya gordugunu anlamasi konusunda yardimci olacak ipuclari saglar. ayrıca bunun 1-2 günlük bir süreç olduğu yanılgısına kapılmamakta da fayda var. 2 hatta 3 hafta uykuya dalarken bu güdü ile uykuya dalarsanız lucid rüya görme şansınız artar. ayrıca rüya esnasında uyandığınız zaman tekrar rüyaya dönmeyi ve lucid rüyaya erişebileceğinizi düşünerek zihninize
telkinde bulunmak da bir yöntemdir.

ayrıca belirtmekte fayda var ki, lucid dream dediğimiz zihnin derinliklerinde açılan bu kapının varlığı bilimsel olarak da dile getirilmiş olup, bir hayalperestin götünden salladığı bişey değildir.
bol lucidli rüyalar, bol shpongle’lı günler efendim.
Defterin ilk Sayfası
by serdar on Oca.02, 2009, under Çeşitli
Bundan böyle dünyada, hatta evrende varolan veya olmayan her türlü konuda kişisel tespitlerimi, gözlemlerimi, yorumlarımı bu safyada yayınlayacağım. yayında ve yapımda emeği geçenleri yanaklarından öpüyorum.
muck you maan!!